28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği Günü`nde Dikkatler Alınması Gereken Önlemler Üzerinde Yoğunlaşmalıdır!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSG), bütün çalışanları ve işyerlerini ilgilendiren, çalışma yaşamının en temel unsurlarından biridir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin göstergeler, temel insan hakları, çalışma yaşamı ve ülkelerin gelişmişliklerine ilişkin önemli göstergeler sunmaktadır. Ancak SGK ve diğer resmi istatistikler göstermektedir ki, ülkemizde bu konuya gereken önem verilmemekte; yasa, yönetmelik ve uygulamalarda yetersiz kalınmaktadır. Gerek işveren kesimi, gerekse kamu işvereni konumundaki devlet, neoliberal ekonomik politikaların da etkisiyle konuya gereken özeni göstermemektedir.

Toplu iş cinayetlerine de dönüşen iş kazaları ve meslek hastalıkları, sermayenin azami kâr hırsı ve emek aleyhine politikalardan kaynaklanmaktadır. Ülkemiz iş kazalarında Avrupa ve dünyada ilk sıralarda; ölümlü iş kazalarında ise Avrupa`da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Neoliberal ekonomi politikaları kapsamında iş güvencesinin azalması, esnek çalışma biçimleri, taşeronlaştırmanın yaygınlaşması, çalışma koşullarının ağırlaşması, özelleştirme, sendikasızlaştırma, sosyal güvenlikten yoksun kayıt dışı işçilik, yoğun kadın, genç, çocuk emeği sömürüsü, iş kazalarını artıran nedenler arasındadır.

İş kazaları sonucu toplu ölümlerin artması nedeniyle 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası ile iş güvenliği uzmanlığı, hekimliği ve diğer sağlık personeline ilişkin yönetmelikler defalarca değiştirildi. Ancak kazalar ve iş cinayetleri artarak devam etmektedir. Yasa ilk gündeme geldiğinde ve üzerinde yapılan değişikliklere dair, iş kazaları ve meslek hastalıklarının bu yasa ve mevzuat ile önlenemeyeceğini hep söyledik.

Bu gerçeklerden hareketle İSG alanı üzerine önerilerimizi aşağıda kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemenin can alıcı noktalarından birisi, kurulması gereken İşçi Sağlığı Güvenliği Enstitüsüdür. İdari ve mali yönden bağımsız, üyelerinin çoğunluğu emek ve meslek örgütleri temsilcilerinden oluşması gereken bu kurum, düzenleme, denetim yapan bir yapıda olmalıdır.

Çalışma yaşamına ilişkin düzenlemeler bu enstitü tarafından bütünüyle yeniden düzenlenmeli; esnek ve taşeron çalışma yasaklanmalı, örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. İSG alanında yapılacak düzenlemeler ancak bu şekilde anlamlı olabilir.

İSG ile ilgili düzenleme ve uygulamalar, ayrımsız, kısıtlamasız bütün işyerlerini ve her statüdeki tüm çalışanları kapsamalıdır.

Yapılacak düzenlemeler, “İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasının öncelikle işverenin görevi olduğu” ilkesinde hareketle yapılmalıdır. İşyerinde istihdam edilen uzman, hekim ve benzerlerinin verdikleri hizmetin bir danışmanlık hizmeti olduğu kabullenilmelidir.

Yapılacak düzenlemeler; İSG hizmetlerinin “piyasa koşullarında verilmesi” anlayışı ile yapılmamalıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasında kamu hizmeti, kamu denetimi anlayışı hâkim olmalıdır. Yukarıda sözü edilen enstitü, hizmet ve denetimi organize eden, yerine getiren bir yapı olmalıdır. Halen uygulanmakta olan Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) anlayışına son verilmelidir.

İşyerlerinde görev alacak uzman, hekim, sağlık personeli ve diğer personelin eğitimi önerdiğimiz Enstitü tarafından yerine getirilmelidir. Sözü edilen personel her yıl yenileme eğitimine tabi tutulmalıdır.

Uzman, hekim, diğer personel ve sağlık personelinin işyerinde yürüttüğü çalışmalar, ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmelidir.

Uzman, hekim, diğer personel ve sağlık personelinin işyerlerinde görevlendirilmesi, Enstitünün yerel birimince yapılmalı, işyeri ile yapılacak sözleşme “tip sözleşme” olarak enstitü ve meslek örgütleri tarafından hazırlanmalı, sözleşmede yer alan hususlar personel için asgari haklar olarak kabullenilmelidir.

Uzman, hekim, sağlık personeli görev yaptığı işyerindeki işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin durumu Enstitünün yerel birimine raporlamalıdır.

Uzman, hekim, diğer personel ve sağlık personelinin ücreti Enstitü bünyesinde oluşturulacak bir fondan karşılanmalıdır.

İSG ile görevli çalışan temsilcilerinin eğitimleri, Enstitünün görevlendirmesi ile kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri tarafından yapılmalıdır.

Çalışan temsilcilerinin işyerlerinin büyüklüğüne göre belirlenecek süre ile her gün işyerinin bütününde gözlem yapması ve bunu raporlaması olanağı yaratılmalıdır.

Çalışan temsilcilerinin koşulsuz iş güvencesi olmalıdır.

30 ve daha fazla çalışanın bulunduğu işyerlerinde İşçi Sağlığı Güvenliği Kurulu kurulmalıdır.

Çalışan temsilcisi, uzman, hekim tarafından önerilen hususlar, öneriyi yapan kişi ikna edilmediği sürece kabul edilmek zorunda olmalıdır. İşveren bu karara karşı sadece Enstitü yerel birimine itiraz edebilmelidir.

İşçi eğitimleri Enstitü tarafından gerçekleştirilmelidir.

Ali Ekber Çakar
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkan

İlk yorum yapan olun

Yorumlarınız için teşekkür ederim.